Chic Life

Sepet

Kış Denizleri

“Denizle deniz arası bir saatte

Bir tenhalıkla bir başka tenhalık arası bir saat”

Mutfağa girdi. Dışarıda fırtınalı günün habercisi dalga sesleri pencereyi aşıp içeri giriyor, sobanın sıcaklığının içinde eriyordu adeta. 

Rüzgâra karışan belediye anonsunu dinledi.

“Olmamıştı”

Feribot çalışmayacak bugün, duyabildiği yerlerden anladığı oydu. Ki hala, bir adada yaşamakla ilgili en heyecan duyduğu, gizli gizli sevindiği günlerdi bu günler. Zamanı durdurduğunu, kısa süreliğine de olsa dünyanın tamamından bağımsız bir kara parçasında duruyor olmanın heyecanı ile rüzgarla uçup, yukarıdan başka bir evrene bakar gibi koylara, yarlara, bağlara sonsuz denize kuşbakışı baktığını düşündü, dudakları gevşedi kendi kendine gülmenin muzipliği aklında çikolata parçalarını kırmaya devam etti.

Küçülttü çikolata parçalarını, sütü ocağa koyup kaynattı, içine bir iki dal lavanta attı. Kaynamaya çıktığında almak üzere. Sonra çikolata parçalarını ve bir çay kaşığının ucuyla acı toz biberi.

Öğle yemeğine doğru evlerine koşan çocukların şakalaşmalarını duydu mutfak penceresinin arkasından. En çok çocuklara yakışır bir kap sıcak çikolata etrafında neşelenmek öyle ya!

“Ne yalan söylemeli,bir yandan da

Mutluluğa dönmüştü biraz”

Elindeki çırpıcı ile karıştırırken, çikolataların sütte dağılıp yarattığı renkleri ebru sanatına benzetti. Tekrar aynı uğultu dışarıdan. Bir adada doğmak ile bir adada yaşamak arasındaki fark belki budur: Ben rüzgarı duyuyorum, oysa adada doğan belki hiç duymuyordur dedi iç sesi. Süt almaya çıktığında kimseyi görmediğini, adanın ıssızlığını hatırladı. Kediler, kargalar, tadilata girmiş ev ve otellerin etrafında işçilerle beraber, fırının  arkasında odun kesen elektrikli motoru tutan eller kaydı aklından. Karıştırmayı bıraktı. Taze güzel kokuyu içine çekti.

Sıcak çikolatayı fincana doldurdu.

Konyak kadehine metaxa. 

Oturmadan, yüksek tavanlı evin asırlık büyük penceresinden baktı. Hoyrat havaya rağmen, karşı bahçede Madam’ın sarı çiçekleri açmıştı. Pencerenin altında yeni patlayan krizantemler rüzgara inat,  buluta karışmış ışıkta daha bir mor daha bir beyaz salınıyorlardı.

“Gene de

Hiç unutmadığımız, unutsak bile

yeniden çıkan karşımıza bir sürpriz gibi”

Bakıp bakıp sevindi. Bay ve Bayan Kutufo geçti aklından.Onlar geçince, artık, kış günlerinde kapıları kapalı komşular geçip gitti gözlerinden. Kim bilir nerede, hangi pencere kıyısında oturan. Belki bir yudum sıcak çayla adaya bakan, düşünen, özleyen herkes geçti. Sıcak çikolataya neden kaşığın ucuyla acı kattığını hatırladı.

Sehpada bıraktığı kitaba geri döndü, okumaya devam etti. 

“Güncelliği bitmiş bir dedikodu gibi geçti kış

Yarısı açık göz kapaklarımızdan.”

Bir yudum sıcak çikolata ile kaldı orada.

“Bulduk ve yitirdik, bulduk ve yitirdik onu yıllarca”

SICAK ÇİKOLATA İÇİN MALZEME

160 gr bitter çikolata

Yarım litre süt 

2 dal lavanta (Veya 1 tatlı kaşığı zencefil rendesi, portakal rendesi, vanilya olabilir, kakule, karanfil, tarçın gibi bir baharat karışımı. Sevdiğiniz tadı hangisi sağlayacaksa.)

1 çay kaşığı ucuyla acı toz biber

İstenirse şeker (Ağız tadına uygun)

Sütü ocağa koyarak içine 2 dal kuru lavanta atılır. Süt iyice  ısındığında lavanta içinden alınır. Süt süzülür. Tekrar pota alıp, çikolata parçalarını, baharatı, istiyorsak şekeri koyarak kaynamaya çıkıncaya kadar kısık ateşte çırpıcı ile karıştırılır. Çikolata tamamen eridiğinde ateşi kapatıp fincanlara alınarak sıcak servis edilir.

*** Tırnak içindeki bölümler Edip Cansever’in İki Ada adlı şiirinden alınmıştır.

Türkan Çim Işık

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir