Chic Life

Sepet

Kokular ve Mekan İlişkisi

Kokular ve Mekân Algısı

Her mekânın kokusal bir kimliği olduğu bir varsayım değildir…

Kokular, kişilerdeki mekân algısını değiştirebilen ve etkileyebilen bir kavramdır. Mekân tasarımına uygun bir kokunun ortamda kullanılması mekânın estetik kalitesini, algısını, anlamını ve kimliğini bütünüyle etkileyebilmektedir. 

Antik çağlarda, kokunun, mekân içerisinde rahat bir şekilde dolaşabilmesi ve yayılımının kolay olabilmesi için mekânların mimarisine dikkat edilmiştir.

Kokunun bir mekânda yer alması ilk olarak 16. Yüzyılda olmuştur. 16. Yüzyılda Fransa’da sarayda kraliyet yemekleri verilirken salona güzel kokulu ince otlar serpilmiştir. Odanın çeşitli bölümlerine serpilen otlar sayesinde ortamda mekân ile uyumlu bir koku oluşmuştur. Daha sonraki yıllarda mekâna otların serpilmesi uzun yıllar boyunca devam etmiştir. O dönemde koku ve mekân arasındaki ilişkiyi resmeden tablolar yapılmıştır. 

Her mekânın kokusal bir kimliğinin olduğu bir varsayım değildir…

Ünlü Mimar Richard Neutra’ya göre, mekân tasarımı yapılırken, çevremizde gördüğümüz somut ögelerin yanında gözle göremediğimiz soyut ögelerden de yararlanılması önemlidir. Mekân tasarımlarında soyut ögelerden yararlanırken, kokunun mekân ile kişi arasındaki ilişkiyi güçlendirdiğinden bahsetmiştir. Mekânda bulunan kokuların, iç mekân tasarımımın ve dekorasyonun uyumu kişilerin mekânda geçirdiği süreyi, kişilerin mekân algısını ve mekânın tanımını etkilemektedir.

Mekânda bulunan kokular, aynı zamanda, o mekânda bulunan kişiler hakkında da bize bilgiler verebilmektedir. Kokular, bir mekânın tercih edilme veya bu mekândan vazgeçme sebebi de olabilmektedir.  Kişilerin bu mekânda yaşadığı duygular, farklı bir mekânda aynı kokunun hissedilmesi ile de hatırlanabilmektedir.

Özetle; koku mekânın bir tamamlayıcısıdır. Mekân ve koku arasındaki ilişkide, ortamda bir koku kullanılırken, mekânın mimari tasarımı, dekorasyonu, içeride kullanılan renkler, ses, müzik, mekândaki nem, ısı, hava akımı ve içerideki ışıklar ve ortamdaki diğer kokular bütünsel olarak değerlendirilmelidir. Bu unsurlara göre mekânda kullanılacak kokular da değişiklik gösterebilmektedir…

Kokuların Etkileri

Kokular yalnızca ortamda hoş bir vakit geçirme aracı olarak görülmemelidir. Kokuların şifalı, psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıkları giderebilecek özelliklerinden de yararlanılmalıdır. Örneğin, narenciye ve biberiye kokularının sakinleştirici etkisinin olduğu, lavantanın yine sakinleştirici ve stres azaltıcı olduğu, sinirsel rahatsızlıklara iyi geldiği, uyku problemlerini çözmede yardımcı olduğu bilinmektedir. Stresli çalışma ortamlarında bu kokuların kullanılması çalışanların iyi hissetmesini sağlayacaktır. 

Mekân, kokular ve kişiler arasındaki ilişki kokuların kişilerde uyandırdığı hisler ile ilgilidir. Kokular, bir mekânın yaşadığının en önemli göstergelerindendir. Mekânın hafızalarda kalıcı olmasını sağlayan, kişilerde hoş duygular uyandıran unsur da kokudur. Bir mekânda kullanılan koku, o mekânı tamamen farklı bir atmosfere büründürebilir.

Bir mekânda o mekânın özüne ve ruhuna uygun kokuların kullanılması önemlidir.  

Ayşegül Baştuğ Kabahasanoğlu