“Bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir?
“Nasıl oluyor da insanı mesut eden bir şey aynı zamanda felaketinin de kaynağı oluyor?”
“Kendimle ilgili çok fazla sorunum var ve kalbim sürekli kederli.”
“Savaşmayı bırakıyorum, bunu veda say.”
Bir dünya klasiği olan “Genç Werther’in Acıları” eseri mektup kitap olarak yazılmış. Yazar karşılıksız ve bir o kadar da imkânsız aşkı yaşayan Werther’in yaşadığı bütün duyguları o kadar çarpıcı bir şekilde yansıtmışki aynı acıları sizde okurken yaşıyorsunuz. Âşık olduğu halde bunu belli edememenin, istese de sevdiğinin elini tutamamanın zorluğu, çılgınca sevdiği halde bu duygusunu belli etmeden arkadaşlık etmenin, birlikte vakit geçirmenin, ortak paydalardan buluşulduğu halde kitap, müzik gibi… Bunlar hakkında derin konuşmalar yapsalar da bir buse, sıcak bir sarılma olmadan soğuk bir veda ile ayrılmanın çılgınca aşık olan bir gencin ruhunda oluşturduğu yaraları Goethe okuyucuya da aynı şekilde hissettirmiş. Kitabı okuduktan sonra böyle bir aşk yaşanmadan yazılamaz diye düşünüyor insan.
Sadece aşka dair değil yaşama ait derin derin düşünülecek çıkarımlar var eserde.
Dünya klasikleri arasında mutlaka okunmasını tavsiye ettiğim bir eser. Ben dünya klasiklerini okurken İş bankası kültür yayınları Hasan Ali Yücel Klasiklerini tercih ediyorum. Herkese iyi okumalar dilerim.
