Usulca kayalara çarpan dalgalara bakıyorum. Çekilmiş sulara.
Kekik ve yabani menengiç dolu yeşil makiliklerin nefes kesen kuytuluğuna. Kış yağmurunda yıkanınca daha bir güzel doğa. Derin sessiz bir koyuluk gibi görünen lacivert bir boşluk deniz.
Yürümek için ne güzel hava…
Sanki, denize girsem sonsuza dek orada kalsam olacak. Mercanlar, kefaller, lipsoslar, gümüşler irili ufaklı sayamadığım bütün balıklar, denizatları, ıstakozlar, denizyıldızları ve mercanlar, dip yosunları ve bu uçurumun suyun altında kalan yanı. Onun boşluklarına ve derinliğine sığınmış canlılar. Bir panayır yeri…
Sonra ışığa yakalanmış tavşan gibi kalakalıyorum olduğum yerde. Kış güneşi bir bebek gibi yıkıyor beni ışığıyla. Gözlerimi kapatıyorum.
Aralık ayındayız. Mevsim soğudu. Kulaklarımda rüzgârın uğultusuna karışan dalga sesi.
Doğa, kokularını kokularıma karıştırıyor.
Deniz kenarına iniyorum. Elimde bir çatal, deniz çekilince bir kısmı açığa çıkar gibi olan, suda usul usul salınan anemonlara bakıyorum. Dans ediyorlar. Yukarıya doğru salınan ince zarif kolları var Anemon’un. Ebruli bir ipeğin rüzgârda uçuşması gibi nasıl zarif.
Yeşil başlayan kollar uçlara doğru mor, pembe, beyaz renkler alıyorlar. Karada da anemonlar zariftir. Pastel renkleri kış ortasında bahar gibidir.
Çatalı anemonun kayaya yapışmış ağzına takıyorum. Anemon ağzını bir vantuz gibi kayaya yapıştırıyor ve orada yaşıyor. Biraz zorlayarak dibinden kazımaya çalışıyorum. Yerinden çıkıyor. Sudan çıkardığım anda önce yeşile sonra kahverengiye çalan kirli bir renk kalıyor geriye.
Bütün kolları düşüyor ve sümüksü bir salgı kaplıyor bedenini. O şekilde yirmiye yakın anemon çıkarıyorum. Sonra duruyorum. Ölüm her canlı için, başkalaşarak yok olmanın başlangıcı. Bayat bir balığı anlamanın da en kolay yolu. O renklerin menevişini, gözlerin pırıltısını kaybedişi değil mi?
Akşam arkadaşlarım gelecek yemeğe. Onlar için hazırlık yapıyorum. Anemonları tempura yapmak istiyorum. Önce sirkeli suda bekleterek kumlarını çakıllarını dökmesini sağlayacağım. Sonra yıkayıp arındıracağım ancak o narin yapısından geriye kalanlara zarar vermeden yapacağım bunu. Su kaynatıp içine atacağım anemonları. Toplaşacak biraz daha işlenir hale gelecek yapısı. Sonra kıyıp otlarla birleştirerek mücver yapacağım bu yoğun aromalı deniz canlısının bir kısmını. Dolabımdaki deniz fasulyelerinden de doğrayacağım içine.
Az miktarda ise kızartma. Tempuramın sosu için un, nişasta, soğuk soda ve buz gibi suyu birleştireceğim yavaşça. Anemonları bulayıp kızgın yağa atacağım.
Yanında Ahtapot Salata. Salatam için taze kekik ve ısırgan bulmak için biraz daha yürümeliyim etrafta. Yağmurlu şu sıra hava.
Birkaç dost, güzel bir sohbet, şarapla taçlanmış bir sofraya denizi eklemek.
Denize düşmek, denizi düşünmek.
Güzel şey değil mi?
Türkan Çim Işık