
Gece Yarısı Kütüphanesi 2020 yılında Goodreads’in her yıl yaptığı kitap ödüllerinde yılın en iyi kurgu ödülünü aldı. Sizi hemen içine alacak, sayfaları merakla çevireceğiniz bir kitap.
Otuzların sonlarında hayatına son vermeye karar vermiş bir kadın Nora Seed. Hayatı keşkelerle, pişmanlıklarla dolu. Seed’in keşkelerini yaşama şansı olsaydı ne olurdu? Peki var mı böyle bir şansı? Nora`nın intihar ettikten sonra gözünü açtığı ve saatin sürekli gece 00.00 yi gösterdiği bir kütüphanede var. Bu yerde Nora paralel evrenlerde gezer ve yaşamak istediği hayatları yaşar.
Onu kütüphanede karşılayan kütüphaneci Bayan Elm; “Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var dedi. Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün… Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?”
Aslında Nora yaşamak isteyip istemediğini bile tam bilmiyordu.
“Hayat çok garip,’ dedi Nora. “Her şeyi bir arada yaşamamız. Dümdüz bir çizgide. Ama resmin tamamı bu değil. Çünkü hayat yalnızca yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da oluşur. Ve yaşadığımız her an… bir çeşit dönemeçtir.”
“Hayatı anlaman gerekmiyor. Yaşaman yeterli.”

Kafasında bir sürü acabaları vardı ve şimdi kütüphane de şunu öğrenmişti.
“Öğrenmenin tek yolu yaşamaktır.”
Yapmak isteyipte yapamadığımız sadece geçmişte kalan hayallerimize ulaşabilseydik ne olurdu?
“Hayallerinin peşinden gitmek için hiçbir zaman geç değildir.” Gece Yarısı Kütüphanesinde bunu Nora Seed ile deneyimliyoruz. Ama Nora ‘ nın öğrendiği şu oluyor.
“Neye baktığın değil, ne gördüğün önemlidir.”
İnsan sevdiği bir şehrin tamamını mı sever? Sevmediği, gitmekten hoşlanmadığı semtler, sokaklar, mekanlar yok mudur? Bunlar için tüm şehri hayatından çıkarır mı bir insan?
Elbette hayır. Öyleyse insanlara karşı neden bu toleransı göstermesindiki Nora?
“İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehir yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.”
Teknolojinin gelişmesi ile başlayan internet çağının insanları yalnızlaştırdığını bir kez de Nora’ nın hayatına bakarken görüyoruz.
“Her şeye sahip olsanız da hiçbir şey hissetmeyebilirsiniz.”
Her şeyi var ama hiç birşeye sahip değilmiş gibi yalnızdır Nora. Bu yüzden de kendine bir dost seçer. Yalnızlık…
“Kendime yalnızlıktan daha iyi bir dost bulamadım.”
Kitapta Nora’ nın bakışıyla insanların yalnızlığı seçmesinin nedeni özgürlüklerinin kısıtlanmasından korkmaları olarak görüyoruz.
“Özgürlüğün temelinde itaatsizlik yatar. İtaat edenlerden ancak köle olur.”
Hayatıyla ilgili pişmanlıklar duyan herkesin mutlaka okuması gereken bir eser. Herkesin yaşamıyla ilgili keşkeleri ve pişmanlıkları vardır. Eğer bu düşüncelerle başa çıkamıyorsanız bu kitap tam da size göre. Kurgusu ile insanı içine çeken, çok güzel ve akıcı bir dille yazılmış. Okurken su gibi akıyor. Ben çok beğendim, sizlerin de okumanızı tavsiye ederim.
Uzman Psikolojik Danışman
Aynur Güner