Mutsuzluğumuz ve umutsuzluğumuzun nedenlerinden birçoğu geçmişimizle ilişkili. Tecrübelerimiz ve üzerimize yapışan etkilerinin esirleri oluyoruz. Bu deneyimleri algılayış biçimimiz, bizi ‘gelecekte de olumsuz şeyler yaşayacağım’ inancına sürüklüyor. O kadar meşguluz ki geçmiş yaşantılarımızla, yaşayamadıklarımızla, değiştiremediklerimizle. Kimse başarabileceklerinin farkında değil. Kendinde şükür edebilecek tek neden bulamıyor, göremiyor. Çünkü elinden geleni yaptığına ama olmadığına inanıyor. Yetersizlik, değersizlik algısı kaplamış tüm benliğini. Tüm yapabileceğinin, bu olduğuna inanıyor. Hayır arkadaşım. Sen bu kadar değilsin. Elinden gelen de bu değil. Yalnızca içinden gelen bu kadarı. Bir probleme saplanıyorsun ve sadece ‘bu neden benim başıma geldi’yi düşünüyorsun. Çözemiyorsan bırak sorgulamayı, saplanıp kalmayı. ‘Ben ne yapabilirim, bunu nasıl değiştirebilirim’ de. Kendi sorumluluğunu al artık. Hayallerini başkalarının gerçekleştirmelerini bekleme. Oturduğun yerden izleme. Kalk hayata karış. Kendin için yapmıyorsan, topluma bir faydam olsun diye çalış. Sev, say, gez, eğlen, hayal et, çabala ve devam et. Bakma öyle durduğun yerden, akışına sürüklenme. Sen yön ver hayatına. Gideceğin yeri belirle. İsteklerini listele. Yaz, çiz, öğren. Silemiyorsan bir şeyleri, üstünü karala. Ama kaldır başını ve önüne bak. Kimse ötekini yenecek kadar üstün değil. Kabiliyetlerin ve kabiliyetsizliklerin var, hep olacak kabul et. Biri seni geçecek, sen daha da güçleneceksin. Eğer istersen sende çok güzel yerlere geleceksin. Her zaman çiçek bahçelerinde olmayacaksın, acı da çekeceksin. Kendine izin verecek, durup nefes almasını bileceksin. Enerjinin bittiği yerde dolmayı bekleyeceksin. Düşünecek, yeni kararlar vereceksin. Bazen başa dönecek, bazen kaldığın yerden devam edeceksin. Ama unutma, eğer istersen her güzün ardından yine yazı göreceksin.
